THE PIANIST

PİYANİST

2.Dünya savaşını anlatan ”PİYANİST” filmi 2002 yılında beyazperde de izleyicilerle buluşmuştur.

Piyanist 2 saat 30 dakika sürüp , IMBD puanı ise 8,5 olarak belirlenmiştir.

Filmin konusu 2.Dünya savaşı sırasındaki Naziler ile Yahudiler arasındaki sıkıntıları ele almaktadır . Gerçek yaşamdan alınan bu film hem hüzünlü sahneleriyle hemde ince detaylarda gizli sahneler ile beyazperde karşısına geçen izleyicilerin çoğundan tam not alıp çok kısa zamanda filmin büyük ses getirmesine olanak sunmuştur.

Başrol oyuncusu Adrien Brody , Szpilman adında Polonyalı bir Yahudi genci canlandırmıştır . Adrien Brody bu rol için sıkı bir diyete girip tam olarak 14 kilo vermiş , canlandırdığı rolde kaybolmuşluk hissini iyi yansıtabilmek için bir süre boyunca evine hiç gitmemiş , arabasını satmış ve hiç televizyon izlememiştir. Ayrıca bu dönemde piyano çalmayı da öğrenmiştir. Filmin gişe rekorları kırması sonucunda ise daha 29 yaşındayken Piyanist filmi ile En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan en genç oyuncu olarak tarihin altın sayfalarına adını yazdırmıştır.

Nazilerin iktidarda olduğu 2.Dünya savaşı döneminde Yahudiler artık yolda yürüyemez , parklarda gezemez , alışveriş yapamaz hale gelmişlerdir. Yolda onlar için sınırlar belirlenmiş ve sadece Yahudilere özel olarak kollarına bant takılması istenmiştir.

Szpilman annesi, babası, ikiz kardeşleri ve bir de erkek kardeşiyle bu durumda yaşamını sürdürmeye çalışır. Artık meşhur Atlantik duvarı kurulmuş zaman ilerledikçe Yahudilerin açlık ve sefalet halinde artış olmuştur. Naziler artık Yahudilerin varlığından rahatsız olmaya başlayıp bütün Yahudileri toplama kampına götürme emrini vermiştir. Szpilman ve ailesi herkes gibi bavullarını toplayıp olacaklardan habersiz zorla toplama kampına gidecek vagon istasyonuna götürülmüşlerdir. Burda ise Sziplman ‘ın kardeşi kitap okurken onun yanına gidip kardeşinin okuduğu şiir kitabından okuduğu satır izleyicilerin aklına kazınmıştır.

“Bizi yaralarsanız kanamaz mıyız? Bizi gıdıklarsanız gülmez miyiz? Bizi zehirlerseniz ölmez miyiz? Ve bize karşı yanlış davranırsanız, intikam almaz mıyız?” -Piyanist

Asıl filmin başlaması ise bu sahneden sonra olur. Yahudiler vagonlara bindirilirken Szpilman bir polis tarafından ailesinden ayrılıp kalabalığın arasından çıkarılır. Szpilman artık yıkık dökük istasyonda tek başına ceset yığınları arasında kalmıştır. En etkileyici oyunculuğunu ise bu sahnede tek başına cesetler arasından yürürken göstermiştir.

Artık ne yapacağını bilemeyen Szpilman ‘ın saklanmaktan başka şansı kalmamışır. Uzunca süre tek başına hayatta kalmayı başaran Szpilman arkadaşlarının yardımı ile daha güvenli bir evde kalmaya başlamıştır. Bu evde her ne kadar güvende olsa da acı çekmekten kurtulamamıştır. Sokaklarda her gün Yahudiler öldürülüyor . Silah ve helikopter sesleri birbirine karışıyordur. Arkadaşlarından haber alamayan Szpilman artık evde yiyecek birşey bulamayınca dışarı çıkmak zorunda kalmıştır. Tabiki herşey tahmin ettiği gibi dört dörtlük olmayacaktır. Evden çıkarken komşusuna kendisinin bir Yahudi olduğunu belli eder ama kaçmayı başarır.

Artık Naziler içinde de karmaşa çıkınca Szpilman’ın duvarın diğer tarafındaki eski yaşadığı yere gitmesi daha da kolaylaşmıştır. Büyük zorluklarla karşıya geçen bu genç piyanist hayal kırıklığına uğrar. Artık oradaki yaşamda eski hayatı gibi çoktan mahvolmuştur. Evler yıkılmış , tek bir canlı bile kalmamıştır. Orada da kendine saklanacak bir ev bulup bir süre yaşamına orda devam edecektir. Eve girdiğinde gördüğü piyano ise belki de onun hayatta kalma sebebi olacaktır.

Szpilman sonunda bir konserve bulunca onu açmaya çalışır fakat tam o sırada Alman Yüzbaşı Wilm Hosenfeld onu görmüştür. Bir Yahudi olmasına rağmen onu serbest bırakmıştır. Hatta ona yiyecek birşeyler bile bulmuştur. En son oradan giderken ise üzerindeki paltosunu ona soğuktan korunması için ona vermiştir.

Szpilman bir süre orada yaşar. Artık bu bölgeye Polonyalılar gelmeye başlamıştır fakat Szpilman’ı paltosu yüzünden Alman bir asker zannedip öldüreceklerken o herşeyi anlatır.Artık bu bölgeye Polonyalılar hakim olmuştur ve Alman askerlerini onlar tutsak almıştır. Szpilman kendisinin hayatını kurtaran Alman yüzbaşıyı her ne kadar arasada onu bulamamıştır. Sonrasında ise hayatının geri kalanında piyano çalmaya devam etmiştir.


PİYANİST’İN AKLA KAZINAN REPLİKLERİ:

Szpilman’ın Alman Yüzbaşıyla konuşması
Szilpamın Alman paltosuyla bulunduğu an

Kendinizi Tanıtın (Örnek Gönderi)

Bu, orijinal olarak Blog Yazma Üniversitesi’nin bir parçası olarak yayımlanan örnek bir gönderidir. On programımızdan birine kaydolun ve blogunuza doğru şekilde başlayın.

Bugün bir gönderi yayımlayacaksınız. Blogunuzun nasıl görüneceği hakkında endişelenmeyin. Blogunuzu henüz adlandırmadıysanız veya bunaldığınızı hissediyorsanız merak etmeyin. “Yeni Gönderi” düğmesine tıklayıp bize neden burada olduğunuzu söylemeniz yeterli.

Bunu neden yapmalısınız?

  • Çünkü bu, yeni okuyucuların bağlam hakkında bilgi edinmesini sağlar. Blogunuz neyle ilgili? İnsanlar blogunuzu neden okumalı?
  • Blogunuz ve blogunuzda neler yapmak istediğinizle ilgili fikirlerinize odaklanmanıza yardımcı olur.

Gönderi kısa veya uzun olabilir ve hayatınıza dair kişisel bir giriş, blogun amacı hakkında bir açıklama, geleceğe dair bir manifesto ya da yayımlamak istediğiniz içerik türlerine genel bir bakış sunabilir.

Başlamanıza yardımcı olacak birkaç soruyu aşağıda bulabilirsiniz:

  • Kişisel bir günlük tutmak yerine neden insanların okuyabileceği bir blog yazıyorsunuz?
  • Hangi konular hakkında yazmayı düşünüyorsunuz?
  • Blogunuz aracılığıyla kimlerle bağlantı kurmak istersiniz?
  • Önümüzdeki yıl boyunca başarıyla blog yazarsanız nereye ulaşmış olmak istersiniz?

Bunlar hakkında yazmak zorunda değilsiniz. Blogları harika kılan özelliklerden biri de öğrenmemizle, gelişmemizle ve birbirimizle etkileşime geçmemizle devamlı olarak gelişmeleridir. Ancak neden blog yazmaya başladığınızı ve buna nereden başladığınızı bilmeniz faydalıdır ve hedeflerinizi açıkça ifade ederek, daha fazla gönderi fikri elde edebilirsiniz.

Nasıl başlayacağınızı bilemiyor musunuz? Aklınıza gelen ilk şeyi yazın. Hepimizin sevdiği yazma üzerine bir kitabın yazarı olan Anne Lamott, kendinize önce “kötü bir taslak” yazma fırsatını tanımanızı söylüyor. Anne harika bir noktaya değiniyor; endişe duymadan, yalnızca yazmaya başlayın ve sonra düzenleyin.

Yayımlamaya hazır olduğunuzda, blogunuzun odaklandığı konuları açıklayan üç ila beş etiket ekleyin: yazma, fotoğrafçılık, kurgu, ebeveynlik, yemek, arabalar, filmler veya spor. Bu etiketler, bu konularla ilgilenen ziyaretçilerin Reader’da sizi bulmasına yardımcı olur. Yeni blog yazarlarının sizi bulabilmesi için etiketlerinizden biri mutlaka “zerotohero” olsun.

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla